29 Kasım 2014 Cumartesi

Jundullah Transliteration

Son zamanlarda çok dinlediğim ruha huzur veren bir nasheed olan Jundullah'ın kendim çıkardığım lyrics'i (transliteration):

(spiritually) ya jund-alla al-jund-alla ya jund-alla jund-alla(x3) 

chorus:||
{ abadan la lan naheed (2x)(only thrice at first), ean khugal imani
darbunaa darbun kaweem (2x), bilhudal qur'ani } [x2](only twice at first)
saa'irun fi gareeqil haqqi ya jundullah (x2)
||

jundullah(x4)

{ahdan alainaa usuudal areen
namdhi amaaman abad la naleen} (x2)

{hatta idza khaanan nafeer 
udnaa junuudan nul abbil maseer} (x2)

jundullah(x4)

chorus

jundullah(x4)

{walaa budda yawman sayarjiul aqsaa
liyahyal fidaau biduulil mada} (x2)
{lijannaati rabbii saara-sh shahid 
an darbihi dawman abadan la naheed} (x2)

jundullah(x4)

chorus

jundullah(x4)

{sanamdhi jumuudan nadukkul idaa
wa qur'aanu rabbii lanaa mawlidaa} (x2)
{wayab'athu fiina yaqiinan jadeed
fayawmu-sh shahaadah nasrun majeed} (x2)

jundullah(x4)

chorus

jundullah(x4)

23 Ekim 2014 Perşembe

Bu Blogu Oluşturma Sebebim

Babamın babasını hiç görmedim, annemin babasını ise küçük yaşlarımda sadece bir kaç kere gördüm. Ancak onlarla konuşmak isterdim ya da en azından hayatlarını öğrenmek, yaptıkları şeyleri, anılarını, hatıralarını. İnsan daha kendi hayatından kesitleri unutuğundan annem ve babamdan pek de bişey anlatmasını beklemedim ki zaten anlatmadılar da belki başka sebepleri de vardır ancak benim buırada söylemek istediğim ben daha dedelerimi tanıyamadım fakat Allah gösterirse ve bu dünya bir zaman daha var olucak olursa gelecekte torunlarım ya da onlardan sonra gelenler merak edecekler. Atalarımız kimdi, ne iş yapardı, hangi konuda ne düşünürdü vs gibi düşüncelere sahip olacaklar. Belki de bu yazım Google'ın güvenilir serverlarında sistemli bir şekilde sonsuza kadar saklanır ve burada yazılanlar o zamanlara ulaşabilir.

Bazı yazarlar bazı yazılarında bahsederlerdi. Neden yazıyorsunuz sorularına uzun uzadıya cevaplar verirlerdi ve bazıları da tek cümleyle hatta tek kelimeyle yanıtlardı "rahatlıyorum" bunu söyleyen kişi ne doğru söylemiş.

Son'la biten adlar

İlk Robinson Crusoe'da duymuştuk ve ilk adı İngilizce'de "oğlu" anlamına gelen ve genelde soyadlarda görmeye alışkın olduğumuz bir ekle bitiyordu. Sorgulamamıştık sonuçta onların kültürüdür. Demekki Anglo-Saksonlarda böyleymiş dedik ve geçtik. Amerikan kültürünün filmlerle oyunlarla ve diğer mekanizmalarla dünyaya yayılmasıyla ve insanların Amerika'ya hayranlığı ve özentiliği ile sonuçlanan bir durum ortaya çıktı.

Watch Dogs'un bize öğrettiği kadarıyla yeni nesil Amerikalılarda da gözüken bir olay bu. Kahramanızın yeğeninin adı Jackson'dı.

Bu özentilik Latin Amerika'da yoğun olarak kendini gösterdi. En göze çarpan kısmı ise isimler konusunda oldu. Son'la biten isimlere örnek vermeden önce 2014 yılında Monaco'dan Real Madrid'e transfer olan Kolombiyalı futbolcu James Rodriguez. "Bu nasıl bi özentiliktir gidip çocuğunun ismini James (ceyms) koymak ?" demeden önce şunu diyebilirsiniz " doğal birşey ya, sonuçta Avustralya'daki yeni nesil Türklerin isimleri gibi örneğin Steve Karacan" ama bu ismin verilmesi muhtemelen ya annesinin Türk olmaması ya da ailenin özenti olmasından dolayı olabilir. Ancak bu durum James Rodriguez'le bağdaştırılmaya çalışıldığında James'in geçmişini okuyup araştırmak gerekir ki kimse bunu sorgulamamış. Wiki sayfasına göre Kolombiya'da doğmuş büyümüş. Demekki Avustralya'da yaşayan Türkler'e benzetmek olmaz. Bunun tek sebebinin Popüler Amerikan Kültürü'nden yoğun olarak etkilenmelerine bağlıyorum. Neyse sonuçta adını Hames diye okuyup bir nebze yerelleştirmişler.

Son olayına gelince, son diye birşeyin İspanyolca'da hiç bir anlamı yok. Aslında var ama bir isime koyulacak bir durumu yok. İngilizce'deki "are" kelimesine karşılık gelir ancak sadece "they" için kullanılır ve kalıcı durumlarda söylenir. 

Latin Amerika ülkeleri isimlerini genelde futbolcular vasıtasıyla duyurur bu sebeple benim de öğrendiğim ve bu sayfayı yazmam için bana garip bir gereklilik veren bu isimler şunlar(Duyuş Sırama göre):

Jefferson Farfan (Perulu)

Edinson Cavani (Uruguaylı)

Jackson Martinez (Kolombiyalı)

ayrıca Kolombiya Milli Futbol Takımı'na bakarken gördüğüm

Jeison Murillo (son'la bitmesine rağmen Jason'daki son aslında ismin içinde olduğundan dolayı daha çok James'le benzerlik gösteriyor)

biraz daha bakarak şu isimlere de rastladım:

Edwin Cardona (İspanyolca'da w harfi olmadığı düşünülerek)
Yimmi Chara (Jimmy'nin bozması)
Edwin Valencia
Macnelly Torres ( McNelly[ Amerika'da yoğun olarak bulunan İrlandalıların Kolombiyalılara hediyesi])
Elkin Soto (İspanyolca'da k harfi olmadığı düşünülerek)
Stefan Medina (İspanyolca'da bu durumlarda s'den önce hep e konulur).






Tartışmak

Tartışmanın asıl amacı doğru yolu bulmak, fikir alışverişi yapmak ya da başkalarının bir konu hakkındaki fikirleri almaktır.

Hakkında konuşmak istediğim konu ise youtube'da tartışmak ve mantıksız argümanlar ileri sürmek.

Youtube'da yapılan tartışmalar kadar gereksizi yok. Bazı insanlar gerçekten birilerinin düşüncelerini değiştirebileceklerini sanıyorlar. Yüz yüze tartışsalar o küfürleri/lafları etmeyecek kişilerin birbirlerini aşağılayarak birşey anlatmaya çalışması ve komik düşmesidir.

Mantıksız argümandan kasıt şudurki mesela bir düşünceyi savunan kişinin yaptığı hata ya da onun bir kusuru bütün o gruba mal edilemez. mesela aynı kişi yine bir youtube tartışma ortamında bunu ingilizce söyler ancak daha sonra gelip türkçe bir videonun altında bütün akpliler, chpliler vs diye herkesi bir kişinin icraatından dolayı suçlar.

Yine tartışmalarda mesela türk milletini savunan birisinin söylediği bir takım söze cevaben "sizin lideriniz kenan evren de şöyle şöyle yapmıştı" demişti. Ya bu adamın Kenan Evren'i sevdiği, bildiği, tanıdığı, beğendiği ya da lider olarak gördüğü ne malum ? belki ondan nefret eden birisidir. En büyük sorun insanların kendi kafalarında insanları kategorize etmesi ve bir kişiyi tanımadan ondan duyduğu bir cümleyle bu kişiyi bu kategorilerden birine yerleştirmesi akıl süzgecinden geçirememesidir.

Işid (Part 3)




   Irak ve Suriye'de çatışmalar devam ederken ben de 2. parttaki videolardan etkilenip kendim 2 video hazırlayıp google hesabımla youtube'a yükledim.

http://www.youtube.com/watch?v=o73BgekB1Qs

Dota 2 oyununun en son eklenen herosu olan Techies ile oynama fırsatım olmuştu. Suicide diye bir skill'inin olması ve bu videoları izlemem bana ilham verdi ve Stream yapma programı olan OBS ile oyun içi görüntüsünü alıp kesme biçme yapmadan yükledim ve bi kaç arkadaşıma yolladım. Çok beğenildi.

Daha sonra bir arkadaşımın önerisi üzerine internette sert tartışmalara sebep olan yeni çıkacak olan Hatred adlı oyunun trailer'ını alıp editledim ve bunu da yine youtube'a yükledim.

http://www.youtube.com/watch?v=ZiYQMORhJec

Allahuakbar seslerini koymayı ve description yazmayı da ihmal etmedim.

7 Ekim 2014 Salı

Işid (Part 2)

Bundan bir önceki yazım başlık olarak belirtmesem de Işid hakkındaydı. Bu yazımda daha öncekilere göre değişik bir üslupta bulundum. Bunun sebebi ise aslında uludağsözlük'e yazdığımı bire bir buraya kopyalamamdır. 

Bu yazıyı yaklaşık 2 hafta önce yazmıştım. O zaman yazmadığım ve daha sonraki gelişmelerle öğrendiğim bazı yeni bilgileri de buraya eklemek istiyorum.

Propaganda demiştim, her koldan yapıyorlar demiştim. GTA 5 adlı oyunun bir modu olduğu söylenen bir videoda karakterler, videolarda gördüğümüz Işidliler gibi giyiniyor, ateş edip Allahuekber diyor ve arkada Işid videolarının olmazsa olmazı olan neşitler çalıyor.


Daha sonra Youtube'un klasik videodan videoya atlama olayına kapıldım ve diğer oyunlara yapılan modları ya da diğer oyunlarla yapılmış Işid'le ilgili videoları izledim. Gülmekten öldüm. Çoğuna thumbs up verdim emeklerine karşılık.

Işid'in her videosunun arkasına neşit koymasıyla dalga geçen bir grup videoyu da izleyerek kahkaha seline boğulmuştum. En alakasız videoya konulan neşitler güzel zamanlamalarla editlenmiş Allahuakbar sesleriyle birleşerek sonsuz bir gülme tufanını başlatıyor.


Al Jungali adıyla yerden yere yatırmasıyla birlikte "shahadeh" görevini değişik bir biçimde yapmaya karar vermesi güldürmekten öldürüyor.


Neşidin ilahi havasının yoğunluğu Allahuakbar diyen Japonlara gülmeye engel olamıyor.

İman gücüyle duvara çarpmaktan vazgeçip İsrail askerleri üstüne giden lastik bir askeri gülünç duruma düşürerek onu ağır yaraladı.

6 Ekim 2014 Pazartesi

yayıncı kanalı alhayat tarafından yayınlanan 55 dakkalık (bkz: flames of war) filmiyle ilgi çekici bir propaganda yaptılar. çatışmalar sırasında çekilmiş görüntüleri ve akıcı anlatımı güzel bir şekilde birleştirilmiş. anlatan kişi amerikalı ya da kanadalı olsa gerek ancak arapça kelimelerin telaffuzunu da aynen araplar gibi yapıveriyor.

(bkz: neşit)leri resmen hit olmuş. dünya çapında hemen herkes dinliyor. ister istemez gaza getiriyor. öyleki youtube'da birisi şuna benzer bi yorumda bulunmuştu:

"wow, i'm a christian but this song makes me wanna suddenly kill all non-muslims!"

manası da "hıristiyanım ama bu şarkı bende müslüman olmayanları öldürme isteği uyandırıyor"

tabiki bunu yazanın gerçekte neyin nesi olduğunu bilemeyiz ancak bunun doğru olmamasını gerektirecek bir sebep yok.

kısacası bu propaganda politikasıyla daha önleri çok açık, daha önce hiç bir terör örgütü bunlar kadar sosyal medya, video editleme, film çekme, neşit yapma bunları yayınlama gibi. ayrıca suriye rejiminden ele geçirdikleri tanklar ve zırhlı personel taşıyıcılarla merkezleri rakka'da yaptıkları driftli şov 7'den 70'e büyük beğeni topladı.

günümüzde de hala birçok istikrarsız bölge bulunsa da 90lı yıllarda cihat yapılacak daha çok yer vardı. bosna, kosova, çeçenistan, inguşetya, dağıstan, karabağ, gürcistan, abhazya, afganistan, somali ve daha da vardır. bu bölgelerin bir kısmı istikrara kavuştu ve sonuç olarak sayıları azaldı. günümüzde cihatçılar için pek bi yer kalmamıştı artık afganistan dışında. suriye'de patlak veren iç savaş bu cihatçılara ilaç gibi geldi. ama asıl cihatçı akımı ışid musul'u alınca ve hilafeti kurduğunu ilan ettiği zaman başladı. 90 lı ve 2000'li yıllardan savaştan savaşa koşmuş tecrübeli cihatçılar için sıradışı bi olaydı. özellikle çeçenler akın akın geldi. tecrübelerinden dolayı çeçenler yüksek kademelerde yer buldu. geniş bi coğrafyadan 10-20-30 yıllık tecrübeleriyle buraya gelenler yani artık işlerinin profesyonelleri-ustası ve onların öğrenip geliştirdiği taktikler sayesinde kısa sürede geniş alanlar üzerinde hakimiyet kurdular.

uluslararası bir ortam var batıdan 3,000 kişinin ışide katıldığı biliniyor bunların çoğu buralarda doğup büyüyen müslümanlar ancak önemli bir miktarı da daha sonradan müslüman olan amerikalı, britanyalı ya da kanadalı. 500'e yakın rus vatandaşı ki işte bunlar o çeçenler oluyorlar ve bu sayı ayrıca çeşitli miktarda inguş, rus ve dağıstanlı içerebilir (ukrayna'daki savaş biterse bu sayı kısa sürede 2 ye katlanabilir ). 1,000 kadar türk. 600'e yakın kosovalı. endonezya, filipinler, kuzey afrika, kırgızistan, makedonya, afganistan ve arap yarım adasından her yerden gelip burada değişik bir atmosfer yaratıyorlar. bu atmosfer onlara mekke'yi hatırlatıyor ve morallerini arttırıyor. ayrıca ırak ve suriye eski islam devletinin merkezi olan yerler. bu gibi sebeplerden dolayı da sürekli yüksek moralle savaşıyorlar.

ve tabiki kısa sürede bu kadar geniş toprakları ele geçirebilmenin verdiği güvenle savaşıyorlar.